|
Ergani ve çevresinde evlenme, kızlarda 16-17, erkeklerde 20 yaşlarında başlar. Buna göre evlenme çağına gelmiş oğlanlar için, aileleri bir kız beğenir. Daha sonra konuyu oğlana açarlar. Eğer oğlan kabul ederse görücü usulüyle evlilik işlemlerine başlanmış olur. Önce oğlan tarafı yaşlı bir kadın aracılığıyla kızlarına talip olduklarını gizlice kızın annesine iletir.
Kız tarafı olur derse, şehirde çeyiz listelerini hazırlayıp erkek tarafına bildirir. Erkek tarafı listeyi ağır bulursa bazı değişiklikler yaparak geri gönderir. Genelde kız tarafı pazarlık payını düşünerek ilkin gereğinden fazla şey isterler. Oğlan tarafı da listede indirimler ister. Lis-teler üzerinde anlaşma sağlanırsa, erkekler kız istemeye giderler.
Köylerde liste usulü yoktur. Başlığın miktarı önceden tahmin edilir (Bazen kadınlar gizliden çıtlatırlar) Şayet anlaşma sağlanmazsa, kız tarafı bazı mazeretler uydurarak, karşı tarafı kırmadan nazikçe bildirir. Bu durum kötü karşılanmaz. Eğer kıza amcası oğlu talip ise, başkası gelip o kızı isteyemez. İsteseler dahi amcası oğlu taliplileri geri ettire-bilir. Bazen oğlan kendi bulup sevdiği kızın ismini annesine çıtlatır. Eğer kabul görmezse evlenme isteğini ailesine kabul ettirmek için çeşitli huysuzluklar yapar. Örneğin: çalışmaz, anne-babaya karşı gelir, yemeği beğenmez, küçükleri döver vb. şekilde direterek ailesini kabul etmesini sağlar.
Günümüzde görücü usulüyle evlilik azaldı. Şehirde daha çok kız ile erkek önce görüşüp şartlarını konuştuktan sonra evlenmeye karar veriyorlar.
Kız istemeye, oğlanın ailesi, o çevrede sözü geçen birini yanına alarak, kalabalık giderler. Oğlan tarafı kız istemeye giderken, yanlarında tatlı götürürler. İş tatlıya bağlandıktan sonra yenmesi için. Sözü genellikle, oğlan tarafıyla birlikte gelen davetli kişi açar. "Allah'ın emriyle, Peygamberin kavliyle akrabalık için çullarına oturduk-larını ..." söyleyerek söze başlarlar. Son olarak da "... Biz peynir, siz bıçak; ne derseniz, ne keserseniz, kabulümüzdür" diyerek hiçbir şeyi almaktan çekinmeyeceklerini bildirirler. Kız tarafı “Allah kader etmişse bizim ne diyeceğimiz olabilir” diyerek olumlu cevap bildirirler. Daha sonra başlık ve çeyiz isteklerini söylemeye başlarlar. Öncelikle başlık istenir. (Hemen şunu belirteyim ki, günümüzde başlık parası adetten-dir. Karşı tarafı zora sokmak için kullanılmaz. Eskiden yüklü başlık parası istenirdi. Kızın değeri alınan başlığın çokluğu ile ölçülürdü.“Bey kızı çingene başlığı ile verilmez” derlerdi.) Kızın amcası ve dayısı için halat (xılat) istenirdi. Son yıllarda bazı aileler başlık parası yerine ağabeyi için veya annesinin süt hakkı olarak küçük bir halat istiyorlar. Bunun yanında kız için altın, ağır elbiseler, bir top patiska, bir top etamin, çeyiz olarak almaları gereken ev eşyalarını vb. şeyler istenir. Anlaşma sağlandığı zaman, cemaattaki yaşlı kişi veya imam tarafından fatiha okunur. Oğlan tarafından yaşı küçük olan biri, kız babasının elini öper. Her iki taraf birbirlerini tebrik ederler. Evliliğin hayırlı ve mutlu olması için temennilerde bulunurlar. Çevrede istenen kız, (sözü kesilen kız) yarı nikah edilmiş sayılır.
BERDEL Köylerde başlık parası veremeyecek durumda olan ailelerin baş vurdukları eski bir gelenektir. Oğlanlar, bacılarını takas ederek berdel yaptıkları gibi, bazen babalar kızlarını kendilerine ikinci eş almak için de berdel yaparlardı. Berdel geleneğinde, aile büyüklerinin sözü geçerlidir. Evlenecek çiftlerin tercih hakları yoktur. Karar aileler arasında alınır; gençlerin arzuları dikkate alınmaz. Daha çok amca çocukları arasında berdel yapılır. Her iki aile de aynı şekilde masraf yaparlar. Berdel’de düğünler aynı günde yapılır. Gelin alayları yolda karşılaştıklarında gelin atlarını değiştirirler. Berdel edilen kızlardan biri küser veya boşanırsa, diğeri de hemen babasının evine döner. Esma Ocak “Berdel” adlı kitabında bu geleneğin hikayesini anlatmaktadır.
KIZ KAÇIRMA Ergani ve yöresinde kız kaçırma olayları az görülür. Gençler birbirini sever, fakat aileleri evlenmelerine rıza göstermezlerse kaçırma akla gelir. Kaçırma olayı iki türlüdür: Eğer oğlan kızı zorlayarak götürmüşse buna kaçırma (Revandi) denir. Kız zorlayıp oğlan yarı istekli götürmüşse buna kaçma (Duketın) denir. Bu durumdaki kızlara iyi gözle bakılmaz. Böyle vakalarda baba kızı evlatlıktan ret eder, ölünceye kadar konuşmaz.
Kaçırma sırasında, oğlan kızın küçük parmağını iki kat yapıp sıkarak götürür. Kız kaçıran, ya bir ağaya ya da nüfuzlu birisine sığınır. Artık kaçırılan kız sığındığı evin namusu sayılır. Her ne pahasına olursa olsun çifti korumak ve kollamak zorundadır. Hatta başlık parasını verip barışmasını sağlamak ona düşer. Her zaman kaçırılan kızın başlığı fazla olur. Eskiden ağalar başlık miktarını belirler bunun yarısını da kız babasına vermez kendine ayırırdı.
Kız kaçırmalar yüzünde eskiden çok aile kavgaları olurdu. Bu konuda söylenmiş nice halk türküleri vardır. Şayet taraflar uzlaşmaz, iş mahkemeye intikal ederse, kız zorla götürülmüşse dahi, oğlan tarafını tutar. Çünkü kaçırılmış kız, baba evine dönemeyeceğini çok iyi bilir.
Birde evli kadın kaçırma olayları vardır ki, Ergani yöresinde ender görülür. Böyle durumlarda mutlaka kaçan ve kaçıran öldürülür. Çünkü karısı kaçırılan aile öldürmezse halk arasında gezecek yüzleri olmaz.
EŞARP KAÇIRMA
Köy yerlerinde eskiden var olan bir adetti. Artık bu adete uyan kalmamıştır. Oğlan gözüne kestirdiği kızı babası istemez; kendisi de kaçırmaya gözü kesmez, veya kaçırmaya yeltenir de başarılı ola-mazsa, eşarbını (Şalpa) kaçırırdı.
Bu eski geleneğe göre bir kızın ha kendisini kaçırmışsın, ha eşarbını. Eşarbı kaçırılan kızın adı lekelenmiş sayılırdı. Oğlan babası onu istemek mecburiyetinde kalırdı. Büyükler, hatırlı kişiler araya girerek başlık parası kesilir, kız istenirdi.
NİŞAN- ŞİRANİ (Şerbet İçme) Nişana giderken büyükçe bir sini hazırlanır. Sininin üstüne bir paket kahve, birkaç paket sigara, kibrit oğlanın fotoğrafı vs. konur, çiçeklerden bir taç yapılır. Taç sırmalı simli tellerle süslenir. Üzerine kız için alınan altınlar asılır. Bu tepsi, tanıdıklardan birinin başına konarak götürülür. Davetliler kız evine giderken yolda maniler söylenir, “tıliiliiiiii” diye zılgıt çekilir, bazen durarak oyunlar oynanır. Söylenen manilerden bazıları şunlardır:
Kar yağar kar üstüne Koydım duvak üstüne Niye ben kör olmuşam Yar sevem yar üstüne *** Bugün pazar günidür Derdim azar günidir Küçeleri süpürün Yarim gezer günidir *** Karşıda karaçiler Oturmuş fal açiler Dediler yarin gelmiş Hani ya yalançilar *** Bu gece uymamışam Uykuma doymamışam Kirpik seni keserem Yar gelmiş duymamışam *** Dam üstınde bıtırağ Minder atın oturağ Oturmahtan ne çıkar Gelin olah kurtulağ *** Nohudu kaynatırlar Odaya yaylatırlar O teresin kızını Def çalıp oynatırlar *** Bahçede iğde midir Dalları yerde midir Her geleni seversen Sendeki mide midir *** Ova yolu pıtırağ Gel burada oturağ Sen al beni, ben seni El dilinden kurtulağ
Düğün alayının gelişini gören kız evinde de büyük bir telaş başlar, komşular, eş-dost toplanır. Nişan eğlencesi bir süre devam eder. Nişan elbisesi giymiş gelin kız ortaya getirilir. Güveyi tarafının getirdiği altınlar ve nişan yüzüğü geline takılır. Gelin kız kaynanasının, görümcesinin, eltisinin ve davetlilerin elini öper. Bunlar da getirdikleri hediyeleri geline takarlar. Bu sırada bir kadın tarafında takılan hediyeler yüksek sesle ilan edilir. Şerbet dağıtılır, böylece nişan töreni biter, davetliler dağılır.
Ailenin hali vakti yerindeyse nişanda davul veya saz çaldırır nişan düğünü yapılır. Ertesi sabah, kız tarafından oğlana ipek bir bohça içerisinde nişan yüzüğü, lavanta, bir çift çorap, mendil, iç çamaşırı, bir kutu şeker vb. ile bir sürahi nişan şerbeti yoksul birisine verip gön-derilir. Bunların yoksul birisiyle gönderilmesinin sebebi ise, oğlan tarafının ona yardımda bulunması içindir. Böylece nişan işi bitmiş olur.
Hazırlıklarını tamamlaması için belli bir süre nişanlı kalınır. Kız ve oğlan düğüne kadar birbirlerini görmezler. Eğer oğlanın yolu kız evinin kapısının önünden geçiyorsa oğlan nişandan sonra yolunu değiştirmek zorundadır. Uzun süre nişanlı kalmak hoş karşılanmaz. “Su gölde kalırsa kokar” özdeyişi en çok bu durumlarda kullanılır.
Yörede güveyi düğününe katılır, kız ile oğlanın nişan yüzükleri törenle takılırsa ASRİ NİŞAN denir
|